BOŞANMADA MAL REJİMİ DAVASI VE KATILMA ALACAĞI (Akhisar Boşanma Avukatı)
11.10.2026 Hukuk Haberleri

BOŞANMADA MAL REJİMİ DAVASI VE KATILMA ALACAĞI (Akhisar Boşanma Avukatı)

Boşanma durumunda evlilik içinde alınmış mallardan hakkımı nasıl alırım ? Eşimin üstüne olan malları doğrudan alabilir miyim? Boşanma halinde edinilmiş mallar üzerindeki haklarım nelerdir? bu ve bunun gibi birçok sorunun cevabı bu makalede yer almaktadır. Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejimi sona erdiğinde yapılan tasfiye sonucunda, bir eşin diğer eşe ait artık değer üzerinde sahip olduğu alacaktır. Bu yazımız boşanma sonrası açılacak olan katılma alacağı davasını kanuni ve içtihada dayanan kaynaklarla açıklamaktadır. (Akhisar Boşanma Avukatı)

(Akhisar Boşanma Avukatı, Boşanma halinde mal davası)

 

EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİNDE KATILMA ALACAĞI:

 

Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejimi sona erdiğinde yapılan tasfiye sonucunda, bir eşin diğer eşe ait artık değer üzerinde sahip olduğu alacaktır. Bu rejimin eşler arasında uygulanması asıldır; eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen başka bir rejimi de seçebilir (TMK m. 202). Dolayısıyla hesaplamaya başlamadan önce hangi mal rejiminin, hangi tarihler arasında geçerli olduğu belirlenmelidir. Hangi mallar hesaba katılır? Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin edinilmiş ve kişisel mallarını kapsar (TMK m. 218). Edinilmiş mal, rejim devam ederken karşılığı verilerek elde edilen malvarlığı değeridir. Çalışma karşılığı kazanımlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler buna örnektir (TMK m. 219). Buna karşılık rejimin başlangıcında eşe ait olan mallar; sonradan miras veya karşılıksız kazanma yoluyla edinilenler; manevi tazminat alacakları ve kişisel malların yerine geçen değerler, kanun gereği kişisel maldır (TMK m. 220).  Eşler, kanunun izin verdiği sınırlar içinde bazı değerlerin veya kişisel mal gelirlerinin niteliğini mal rejimi sözleşmesiyle ayrıca düzenleyebilir (TMK m. 221). Bir malın eşlerden birine ait olduğunu ileri süren kişi iddiasını ispatlamalıdır. Hangi eşe ait olduğu ispatlanamayan mal paylı mülkiyette sayılır; bir eşin malları ise aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir (TMK m. 222). 

 

Bu nedenle, örneğin bir alımda miras parasının kullanıldığı iddiası hesabı değiştirebilir; ancak kişisel kaynak iddiasının ispatı önem taşır. Nitekim bir kararda, taşınmaz alımında kullanılan altınların kişisel mal olduğu kanıtlanamadığı için bunların bedelinin edinilmiş mal olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir [8. HD, E. 2014/15372, K. 2015/22487, T. 14.12.2015].

 

MAL REJİMİ NE ZAMAN SONA ERER?

 

Mal rejimi, eşlerden birinin ölümüyle veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer.  Evliliğin iptali, boşanma ya da mal ayrılığına geçiş hakkında mahkemece karar verilmesi hâllerinde ise dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225). Bu tarih, tasfiyede malların hangi durumlarıyla ele alınacağını belirler: Kişisel ve edinilmiş mallar, rejimin sona erdiği andaki durumlarına göre ayrılır (TMK m. 228/1). Malın durumu ile değeri aynı tarihe göre belirlenmez. Sona erme sırasında mevcut edinilmiş mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır; tasfiyede kural olarak sürüm değeri esas alınır (TMK m. 232, 235/1). Örneğin rejim sona erdikten sonra bir araç hasar görmüşse, karar özetindeki uygulamada aracın sona erme anındaki hasarsız durumu korunarak tasfiye anındaki sürüm değeriyle hesap yapılması gerektiği kabul edilmiştir [8. HD, E. 2014/10056, K. 2015/18334, T. 14.10.2015]. 

 

ARTIK DEĞERE KATILMA ALACAĞI NASIL HESAPLANIR?

 

 Tasfiyede önce her eşin edinilmiş malları belirlenir. Gerektiğinde kanunda öngörülen değerler bu hesaba eklenir; kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasındaki değer kaymaları denkleştirilir. Ardından edinilmiş mallara ilişkin borçlar çıkarılır. Kalan miktar artık değerdir (TMK m. 229–231). Her eş veya mirasçıları, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir; karşılıklı alacaklar takas edilir (TMK m. 236/1). Basitleştirilmiş bir örnekte, bir eşin edinilmiş mallarının tasfiye değeri 1.000.000 TL, hesaba eklenecek ve denkleştirmeden gelen tutar 100.000 TL, bu mallara ilişkin borçları 300.000 TL ise artık değer 800.000 TL olur. Kanuni yarı pay esas alındığında diğer eşin bu artık değer üzerinden katılma alacağı 400.000 TL’dir. Gerçek bir dosyada ise her iki eşin artık değeri, karşılıklı alacakları ve uygulanabilir sözleşme hükümleri birlikte incelenir. Katılma alacağı ile değer artış payı birbirine karıştırılmamalıdır. Değer artış payı, eşin diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılık almaksızın ya da uygun karşılık almaksızın yaptığı katkıyla ilgilidir (TMK m. 227). Katılma alacağı ise edinilmiş malların artık değerine ilişkin kanuni yarı paydan doğar; talepte bulunan eşin söz konusu malın edinimine ayrıca katkı yaptığını göstermesi aranmaz. İncelenen kararlar da bu ayrımı vurgulamaktadır [8. HD, E. 2015/2062, K. 2016/9556, T. 31.05.2016].

 

 Hesabı değiştirebilen durumlar Devirler ve karşılıksız kazandırmalar: Rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde, diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar ile rejim sürerken katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler edinilmiş mallara değer olarak eklenir (TMK m. 229). Hesaba eklenecek bu değerlerde devrin yapıldığı tarih esas alınır (TMK m. 235/2). Bir karar,boşanma davasından kısa süre önce devredilen taşınmaz bakımından bu kurallar gözetilmeden yapılan hesabı bozmuştur [8. HD, E. 2014/21948, K. 2016/2571, T. 17.02.2016]. 

 

Kişisel maldan yapılan ödemeler ve kredi borçları: Bir eşin kişisel mallarından edinilmiş mala veya edinilmiş mallarından kişisel mala ödeme yapılmışsa denkleştirme gündeme gelir (TMK m. 230). Kredili alımlarda da borcun ve ödemelerin hangi döneme ve mal kesimine ilişkin olduğu araştırılmalıdır. Kişisel maldan karşılanan tutarlar ile kredi ödemelerini yeterince ayırmayan bir hesap, incelenen kararda bozma nedeni olmuştur [8. HD, E. 2015/21752, K. 2016/3258, T. 25.02.2016]. 

 

ÖZEL PAYLAŞIM VE KUSUR HALİ:

 

Eşler, artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esas kabul edebilir; kanundaki sınırlamalar saklıdır (TMK m. 237–238). Ayrıca zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını hakkaniyete uygun biçimde azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m. 236/2). Bu istisna göz ardı edilerek her olayda değişmez bir yarı pay sonucu verilmemelidir. Ödeme, süreler ve eski evlilikler Katılma alacağı para veya ayın olarak ödenebilir. Derhâl ödeme borçlu eş için ciddi güçlük doğuracaksa uygun süreyle erteleme istenebilir. Aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden itibaren katılma alacağına faiz yürütülür; koşulları varsa güvence de istenebilir (TMK m. 239). Süre bakımından iki farklı durum ayrılmalıdır. Tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamıyorsa, TMK m. 241 koşullarıyla karşılıksız kazandırmadan yararlanan üçüncü kişilere eksik kalan miktarla sınırlı başvurulabilir. Bu üçüncü kişilere karşı dava hakkı, hakkın zedelendiğinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden başlayarak beş yıl geçmekle düşer (TMK m. 241/2). Bu süreler, eşe karşı katılma alacağı davasının süresi olarak sunulmamalıdır. Verilen mevzuat metninde katılma alacağı için ayrıca adlandırılmış özel bir zamanaşımı süresi yer almamaktadır; Türk Borçlar Kanunu’nda ise kanunda aksine hüküm yoksa alacaklar için genel on yıllık süre, zamanaşımının başlangıcı, durması ve kesilmesi hakkında hükümler bulunmaktadır (TBK m. 146, 149, 153–154). Somut talepte sürenin başlangıcı ve uygulanışı ayrıca değerlendirilmelidir. 

 

1 Ocak 2002’den önce evlenen eşlerde geçiş hükümleri de önemlidir. Kanunun yürürlüğünden önce tabi oldukları rejim bu tarihe kadar devam eder; yürürlük tarihinden başlayarak bir yıl içinde başka rejim seçilmemişse eşler bu tarihten geçerli olmak üzere yasal rejimi seçmiş sayılır. Ancak yürürlükten önce açılmış boşanma veya iptal davalarına ve sözleşmeyle rejimin evlenme tarihinden geçerli kılınmasına ilişkin hükümler ayrıca dikkate alınmalıdır (Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 10). Bu yüzden uzun süreli evliliklerde bütün edinimler tek bir dönem gibi hesaplanmamalıdır. Sonuç olarak, katılma alacağı hesabının omurgası mal rejimi dönemini saptamak, malları sınıflandırmak, eklenecek değerleri ve denkleştirmeyi belirlemek, ilgili borçları düşmek ve her eşin artık değeri üzerinden kanuni ya da geçerli sözleşmesel paylaşımı uygulamaktır. Kesin tutar, malların kaynağına, borçlara, devirlere ve değerlemeye ilişkin somut bilgilere bağlıdır. Bu sebeple alanında uzman bir boşanma avukatı, mal rejimi davası avukatından hukuki destek almanız hak kayıplarınızı ortadan kaldıracaktır.

 

 

(Akhisar Boşanma Avukatı, Boşanma halinde mal davası)